Bu yazı için 8 dakika okuma süresi.
Özet: Okul yöneticiliği, çok boyutlu sorumlulukları nedeniyle yüksek stres içeren bir liderlik alanıdır. Bu rehberde; stresi yok etmek yerine onu yönetebilmenin yollarını, krizler karşısında esneyebilme becerisi olan “rezilyans” kavramını ve okul liderlerinin tükenmişlikten kurtulup psikolojik dayanıklılıklarını nasıl inşa edebileceklerini bilimsel temellerle keşfedeceksiniz.
Okul yöneticiliği, liderlik, kriz yönetimi, akademik başarı, öğrenci refahı ve veli beklentilerini aynı anda yönetme sorumluluğu nedeniyle yüksek stres içeren mesleklerden biridir. Yönetici, çoğu zaman öğretmenler, veliler, öğrenciler, hatta resmi makamlar arasında köprü görevi üstlenir. Bu baskı, stresle başa çıkma becerileri güçlü değilse tükenmişlik, sağlık sorunları ve karar alma hataları doğurabilir. Ancak rezilyans, yani psikolojik dayanıklılık, bu yükün yönetilebilir hale gelmesini sağlar. Rezilyansın güçlendirilmesi, sadece yöneticinin değil, okulun tamamının iyilik halini destekler.
Stres ve Rezilyans
Stres, modern yaşamın ve özellikle eğitim liderliğinin kaçınılmaz bir parçasıdır. Önemli olan stresi tamamen yok etmek değil, onu yönetebilmektir. Yönetici için stres, bazen yenilikçi çözümleri tetikleyen pozitif bir güç olabilir. Ancak kontrolsüz hale geldiğinde kaygı, öfke, yorgunluk ve tükenmişlik doğurur.
Rezilyans ise “hiç sorun yaşamamak” anlamına gelmez. Yanlış algının aksine, rezilyant bir yönetici asla zorluklarla karşılaşmayan kişi değildir. Aksine, kriz anlarında sakin kalabilen, sorunlardan sonra toparlanabilen ve deneyimlerinden güç alarak ilerleyen kişidir. Yani rezilyans, stresin tamamen ortadan kalkması değil, stres karşısında esneyebilme, adapte olabilme ve yeniden ayağa kalkabilme becerisidir.
Stres Bir Algıdır
Stresle başa çıkmayı anlamak için önce nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. Lazarus ve Folkman’a göre stres, aslında bir durumu nasıl algıladığımızla ilgilidir. Eğer bir olayı tehdit ya da baskı unsuru olarak görürsek stres tetiklenir. Bu noktada iki aşama devreye girer: önce durumu değerlendiririz, ardından başa çıkmak için bir strateji seçeriz.
Pozitif psikoloji ise bize şunu hatırlatır: stresin üstesinden gelmek sadece sorunlarla boğuşmak değildir. Kendi güçlü yönlerimizi fark etmek ve onlara yaslanmak, psikolojik dayanıklılığı yani rezilyansı artırır.
Bronfenbrenner’in ekolojik sistemler yaklaşımı ise resme farklı bir boyut katar. Rezilyans sadece bireysel bir özellik değildir; çevremizdeki destek ağları, ilişkiler ve kurumlar da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Yani güçlü bir yönetici olmak, aynı zamanda güçlü bir çevreye yaslanmakla mümkündür.
“Rezilyans, hiç sorun yaşamamak değil; kriz anlarında sarsılsanız dahi yeniden ayağa kalkabilme ve deneyimlerinizden güç alarak ilerleyebilme becerisidir.”
Yöneticilerin %40’ı Yüksek Stres Yaşıyor
Araştırmalar, okul yöneticiliğinin yoğun stresle iç içe olduğunu açıkça gösteriyor. OECD’nin TALIS raporu, yöneticilerin en çok iş yükü ve veli–öğretmen talepleri karşısında zorlandığını ortaya koyuyor. Benzer şekilde Türkiye’de yapılan çalışmalar da tabloyu doğrular nitelikte: yöneticilerin yaklaşık %40’ı yüksek düzeyde stres yaşıyor, dörtte biri ise tükenmişlik belirtileri gösteriyor.
Ama işin umut veren tarafı da var. Rezilyans becerileri güçlü olan yöneticiler, aynı stres faktörleriyle karşılaşsalar bile daha sağlıklı kalabiliyor. Psikolojik iyi oluşlarını korudukları için liderlik performansları da daha etkili ve sürdürülebilir hale geliyor. Yani mesele stresin tamamen ortadan kalkması değil, onunla daha akıllıca ve dayanıklı bir şekilde başa çıkabilmek.
Stresten Kurtulmak İçin
1. Kendi Farkındalığını Artır: Stresle başa çıkmanın ilk adımı, kendi farkındalığını artırmaktır. Yorgunluk, öfke ya da uyku bozukluğu gibi sinyalleri görmezden gelmek yerine bunları erken fark etmek, kontrolü yeniden kazanmanı kolaylaştırır.
2. Zaman ve Öncelik Yönetimi: Bir diğer kritik nokta, zaman ve öncelik yönetimidir. Her işi aynı anda yapmak yerine önem sırasına göre planlamak ve bazı görevleri delege etmeyi öğrenmek büyük bir rahatlama sağlar.
3. Sosyal Destek Ağlarını Kullan: Sosyal destek ağları da unutulmamalı. Meslektaşlarla deneyim paylaşmak, benzer sorunlar yaşayan kişilerden öneriler duymak hem yalnızlık hissini azaltır hem de yeni bakış açıları kazandırır.
4. Beden ve Zihin Sağlığını Koru: Ayrıca beden ve zihin sağlığına özen göstermek şart. Düzenli egzersiz, anda kalma pratikleri ve uyku düzeni, stresin vücutta birikmesini engeller.
5. Profesyonel Gelişim: Bunlara ek olarak profesyonel gelişim imkânlarını kullanmak; liderlik, stres yönetimi ya da koçluk eğitimleri almak yöneticiyi daha donanımlı hale getirir.
6. Kurumsal Dayanışma Mekanizmaları: Son olarak kurumsal dayanışma mekanizmaları—destek grupları veya süpervizyon oturumları—zor zamanlarda yöneticinin yükünü hafifletir ve kolektif bir güç oluşturur.
“Stres, karşılaştığımız olaydan ziyade o olayı nasıl algıladığımızla ilgilidir; kontrolü ele almak, durumu bir tehdit değil, yönetilebilir bir strateji olarak görmeye başlamaktır.”
Yöneticiler Güçlü Görünmek Zorunda Değil
Okul yöneticilerinin stresle başa çıkarken en sık yaptığı hatalardan biri, “Ben yöneticiyim, güçlü görünmeliyim” düşüncesine kapılmaktır. Oysa bu yaklaşım, sorunları içe atmaya ve yalnız hissetmeye yol açar. Gerçek güç, stresi paylaşabilmek ve gerektiğinde destek almaktan geçer.
Bir diğer hata, tüm sorumlulukları tek başına üstlenmektir. Delegasyon çoğu zaman zayıflık gibi görülür, ama aslında etkili liderliğin önemli bir parçasıdır. Görevleri paylaşmak, hem işlerin daha verimli yürütülmesini sağlar hem de yöneticinin tükenmesini engeller.
Kısa vadeli çözümler de sıkça başvurulan yanlışlardan biridir. Aşırı kafein tüketmek ya da sigaraya yönelmek, stresi bastırıyor gibi görünse de uzun vadede hem beden hem de zihin sağlığını yıpratır. Bunun yerine düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve uyku düzeni gibi kalıcı alışkanlıklar edinmek, stresle mücadelede çok daha etkili ve sürdürülebilir sonuçlar verir.
“Gerçek güç her zaman kusursuz görünmek değil; gerektiğinde görev dağılımı yapabilmek, stresi paylaşabilmek ve profesyonel destek ağlarına yaslanabilmektir.”
Rezilyans Günlüğü
Rezilyans Günlüğü basit ama etkili bir pratik uygulama önerisi. Okul yöneticileri her gün sadece 10 dakikasını ayırarak bu günlükle stresle başa çıkma becerilerini güçlendirebilir. Uygulamanın üç adımı var: Önce günün en stresli olayını yazmak, ardından bu durumda hangi başa çıkma yöntemini kullandığını not etmek, son olarak da kendine yaptığı küçük bir iyiliği kaydetmek. Bu düzenli farkındalık egzersizi, yöneticinin hem stres kaynaklarını görmesini hem de güçlü yönlerini hatırlamasını sağlar. Kısacası, küçük bir günlük rutiniyle büyük bir psikolojik dayanıklılık kazanmak mümkün.
Son Söz
Okul yöneticiliği, toplumun geleceğine yön veren kritik bir görevdir. Ancak bu görev beraberinde ciddi stres yükünü de getirir. Rezilyans geliştirmek, yöneticinin hem kendisine hem de okul ekosistemine daha sağlıklı liderlik yapmasını sağlar. Unutulmamalıdır ki rezilyans doğuştan gelen bir özellik değil, öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceridir.
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Zorlu bir okul gününün ardından zihninizi boşaltmak ve “yeniden başlamak” için uyguladığınız en etkili yöntem nedir? Rezilyans günlüğü tutmak sizce ajandanızın bir parçası olabilir mi? Deneyimlerinizi yorumlarda paylaşarak meslektaşlarınıza ilham verin!

Yazar Hakkında: Elzem DURMUŞ
Eğitim bilimleri ve işletme alanlarında yüksek lisans derecesine sahip olan Elzem Durmuş, 17 yılı aşkın öğretmenlik ve okul yöneticiliği tecrübesine sahiptir. Müfredat geliştirme deneyimi de olan Durmuş, halen okul yöneticilerine yönelik eğitimler tasarlamakta ve eğitim liderliği üzerine içerikler üretmektedir.
