Yazar: 11:24 am Editörün Seçtikleri, Öğrenci Motivasyonu

Öğrenci Motivasyonunun Anatomisi

Okuma Süresi: 5 dakika

Bu yazı için 7 dakika okuma süresi.

Motivasyon bir nevi aşı gibidir; sadece başarıyı getirmekle kalmaz, engeller karşısında öğrenciyi dirençli kılarak okul stresine karşı korur

Özet: Motivasyonun sadece “istekli olma” hali değil, özgüven, ilgi alanları ve başarı odaklılık gibi çok katmanlı bileşenlerden oluştuğunu vurgulayan yazı; PISA bulguları ve yerel araştırmalar ışığında Türkiye’deki öğrenci profilini ve motivasyonun psikolojik iyi oluş üzerindeki etkilerini verilerle ortaya koymaktadır.

Giriş

Bir öğrencinin sınıfa girdiğinde gösterdiği ilgi, karşılaştığı zor bir problem karşısındaki azmi veya sınav sonrası gösterdiği tutum, sahip olduğu motivasyonun türü ve derinliğiyle doğrudan ilgilidir. Motivasyon, homojen bir kavram değildir; her öğrencinin “yakıtı” ve bu yakıtın “menzili” farklılık gösterir. Eğitimcilerin ve ebeveynlerin, öğrencileri sadece “tembel” veya “çalışkan” olarak etiketlemek yerine, motivasyonun hangi boyutunda desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını anlamaları kritik bir önem taşır. Bu yazıda, motivasyonun çeşitlerini ve bu alandaki güncel verileri derinlemesine inceliyoruz.

Motivasyonu Ne Şekillendirir?

Öğrenci motivasyonunu farklı açılardan sınıflandırabiliriz:

İçsel vs. Dışsal Motivasyon: İçsel motivasyon kendi öğrenme merakı, ilgi ve tatmin duygusundan gelir (örn. öğrenci fiziği sever çünkü evreni anlamak hoşuna gider). Dışsal motivasyon ise ödül, not, takdir, ceza korkusu vb. dış etkenlere dayanır (örn. ailesi kızmasın diye çalışır, burs almak için yüksek not ister). İdeal olan, içsel motivasyonun temel, dışsalın destekleyici olmasıdır. Kimi zaman her ikisi de harmanlanabilir: Bir öğrenci hem öğrenmeyi seviyor hem de takdir belgesi almak istiyor olabilir.

Akademik vs. Sosyal Motivasyon: Bazı öğrencilerin motivasyonu ders başarısına yöneliktir, bazılarınki ise okulda sosyal kabul görmeye, arkadaş bulmaya yöneliktir. Sosyal motivasyonu yüksek ama akademik motivasyonu düşük bir öğrenci, sadece kulüp aktivitelerine hevesli olabilir ama derse ilgisiz kalabilir. Bu ikisini dengelemek gerekir. Grup çalışmaları, proje sunumları gibi etkinlikler hem sosyal hem akademik motivasyonu bir araya getirebilir.

Kısa vadeli vs. Uzun vadeli Motivasyon: Kısa vadeli motivasyon, yaklaşan bir sınav, bir ödül töreni gibi yakın bir olaya hazırlanmak için olabilir. Uzun vadeli motivasyon ise, belirli bir kariyer hedefi (doktor olmak istiyorum, o yüzden çalışıyorum) veya genel bir öğrenme sevgisine dayanır. Sadece sınav odaklı sistemler, öğrencileri kısa vadeli motivasyona odaklayıp sınav geçince motivasyon düşmesi yaratabilir. Biz uzun vadeli, kendi kendine yeten öğrenenler yetiştirmek istiyoruz.

Başarıya Yönelik (Performans) vs. Öğrenmeye Yönelik (Mastery) Motivasyon: Daha önce değindiğimiz gibi, birisi “100 almak, birinci olmak” odaklı, diğeri “öğrenmek ve kendini geliştirmek” odaklı. Bu bir tür boyut sayılabilir. Her öğrencide ikisi birden olabilir ama hangisinin baskın olduğunu fark etmek önemli. Performans odaklı öğrenci risk almaktan kaçınabilir (kaybeyme korkusuyla), öğrenme odaklı öğrenci ise risk alabilir (deneme yanılmayla öğrenir çünkü).

Özgüven düzeyiyle bağlantılı motivasyon türleri: Bazı öğrenciler yüksek özgüvenle motive şekilde derse katılırken, bazıları düşük özgüven yüzünden motive olamaz (çünkü yapabileceğine inanmıyor). Bu ikisi boyut değil de etken gibi ama motivasyon çeşitlerini etkiler. Özgüveni düşük ama aslında istekli bir öğrenci “nasılsa yapamam” diyerek motivasyon göstermez; bu tipte önce öz-yeterliğini yükseltmek gerekir.

İlgi alanına göre motivasyon: Öğrencilerin ilgi duydukları dersler/alanlar vs. duymadıkları var. Bir çocuk tarih okumaya bayılır ama fen dersine zorla girer. Bu durumda motivasyon ders bazında değişiyor. Burada öğretmenlerin o ilgisiz oldukları alana ilgiyi nasıl çekeceği ayrı bir sorun. Farklı öğrenme stilleri de burada devreye girer. Bu belki motivasyon boyutu demesek de, “ders/alan bazlı motivasyon” diyebiliriz.

Okul Sevgisi Öğrenci Motivasyonunun Kaynağı 

Öğrenci motivasyonuna dair Türkiye’den ve dünyadan bazı veriler, destekleyici olacaktır:

Öz-Yeterlik ve Başarı: Hacettepe Üniversitesi’nin bir araştırmasında, Türkiye’de öğrencilerin akademik başarısını etkileyen en önemli faktörlerin sosyo-ekonomik durumun yanı sıra öz-yeterlik ve motivasyon olduğu belirlenmiştir. Bu, nicel olarak da motivasyonun başarıyla bağlantısını gösteriyor. Yani motivasyonu yüksek ve kendine güvenen öğrencilerin notlarının anlamlı derecede daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.

PISA Bulguları: PISA 2018 raporunda, Türk öğrencilerinin %48.3’ü kendi inisiyatifiyle öğretmenle çocuğunun gelişimini görüşmüş (veli-boyutu) demiştik ama motivasyon özelinde de PISA anketlerinde bazı sorular var. Örneğin, “Azmedersem okulda başarılı olacağıma inanıyorum” gibi ifadelere katılım inceleniyor. Bu tür ifadelerde Türkiye’de öğrencilerin büyük kısmının olumlu görüş bildirdiği, yani azim ve başarı arasındaki ilişkiye inandıkları biliniyor. (Tam yüzdeleri bulamasak da PISA veritabanında Türkiye genelde “yüksek beklenti” ülkelerinden).

Sabit vs. Büyüme Zihniyeti: OECD, 2018 PISA’da öğrencilerin zeka hakkındaki inançlarını da sordu. Türkiye’de öğrencilerin önemli bir kısmı (tam rakam hatırlanmasa da %50’nin üzerinde olabilir) zeka gelişebilir (büyüme zihniyeti) görüşüne sahipti, ki bu iyi bir şey. Bu inanca sahip öğrenciler motivasyonel olarak daha avantajlı çünkü çabayla bir şeyleri değiştirebileceklerine inanıyorlar. Bu da kültürel olarak öğrenmeye değer verildiğini gösteriyor.

Öğrenci Okula Aidiyeti: PISA 2015’te “Okula aidiyet hissediyor musun?” sorusu vardı ve Türkiye’de öğrencilerin %71’i evet demişti, OECD ortalamasından yüksekti. Aidiyet hisseden öğrenci motivasyona daha açıktır çünkü kendini okulun parçası görür.

Motivasyon Eksikliği ve Başarısızlık: Isparta RAM’ın bir araştırması (başarısızlık nedenleri raporu) belki sayısal bulgular vermiştir, ama genel olarak ülkemizde TEOG/YKS gibi sınavlarda üst dilimde olup motivasyonu yüksek olanlar, alt dilimde motivasyon düşüklüğü olanlar raporlanır. Bir genel tespit: Lise düzeyinde öğrencilerin bir kısmı (özellikle akademik lise dışında kalanlar) akademik motivasyonlarını yitirebiliyor ve üniversiteye devam oranları düşüyor. Bu bir endişe verici istatistik, belki meslek liselerinde bir anket: “Derslere ilgi duyuyorum” diyenlerin oranı gibisinden.

Velilerin eğitime ilgisi: Dezavantajlı yerlerde velilerin inisiyatif almadığı, öğretmen istemezse görüşme başlatmadığı bulgusu vardı. Bu dolaylı olarak o bölgelerde öğrencilerin motivasyon desteğinin düşük olabileceğini gösterir (çünkü aileden itici güç gelmiyor demektir). Bunu not edebiliriz belki.

Test Kaygısı ve Motivasyon: Öğrencilerin motivasyonu ile sınav kaygısı ters ilişkili bulunuyor: Örneğin bir çalışma, motivasyon yüksek oluşunun sınav kaygısını azalttığını belirtiyor. Bu da motivasyonun psikolojik iyi oluşa katkısını gösterir.

Sonuç

Kısaca, mevcut veriler öğrenci motivasyonunun artırılmasının sadece başarı için değil, öğrencinin okul stresini azaltıp iyi oluşunu artırmak için de gerekli olduğunu ortaya koyuyor. Motivasyon bir nevi aşı gibidir; engeller karşısında öğrenciyi dirençli kılar. Okulun sadece ders anlatılan bir yer değil, bir aidiyet merkezi haline gelmesi, içsel motivasyonu besleyen en büyük güçtür. Öğrencilerin bireysel farklılıklarını, zihniyet yapılarını ve sosyal ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşım, akademik başarının kapısını doğal bir şekilde aralayacaktır.

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Okulunuzdaki öğrencilerin daha çok hangi motivasyon türüne (içsel/dışsal veya performans/öğrenme) sahip olduğunu gözlemliyorsunuz? “Büyüme zihniyetine” sahip bir öğrencinin, başarısızlık karşısındaki tutumunun sınıftaki diğer öğrencileri nasıl etkilediğine dair bir örneğiniz var mı? Görüşlerinizi ve deneyimlerinizi bizimle paylaşın!

Visited 6 times, 1 visit(s) today
Close